Anasayfa Haberler Duyurular Linkler İletişim
HABERLER
ABONELİK
ARŞİV
TÜRKİYE MERMERLERİ
FUAR VE HEYETLER
FUAR FOTO GALERİ
İLANLAR
TEMSİLCİLİKLER
EĞİTİM VE SEMİNERLER
KÜNYE
İLETİŞİM
 
 

 

 




HABER DETAYI
 
  AVRUPA BİRLİĞİ DOĞALTAŞ PAZARINA GENEL BAKIŞ 12/01/2010
 
 Büyült
• Genel Bakış,
• AB’ye ihracat potansiyelimizi artıran temel etkenler,
• Döviz kuru ve fiyat rekabeti,
• Kalite, standartlar ve normlara uygunluk,
• Üretimde verimlilik ve nitelikli eleman sayısı,
• Mermer KOBİ’leri ve yeni kümelenme modelleri,
• Pazarlama stratejileri,
• Dağıtım kanalları.

Genel Bakış
Doğal taşlar, doğadan çıkarıldıktan sonra ticari olarak işletilebilen en eski inşaat malzemeleridir. Tarih boyunca insanoğlu tarafından yapılarda ve anıtlarda güzelliği, dayanıklılığı nedeniyle kullanılmıştır. Zamanla kullanımı artan doğal taşlar günümüzde özellikle inşaat, kaplama, döşeme, heykelcilik, mezar taşı yapımı, mıcır, porselen ve cam sanayi(kuvars), optik sanayi ve süs eşyası yapımında kullanılmaktadır. Doğal taş sektörü, son dönemde yeni üreticilerin de pazara girmesiyle ivme kazanan; hem ülkemiz hem de AB ülkeleri için önem arz eden sektörler arasındadır.

Türkiye, 5.1 milyar m³ olan doğal taş rezerviyle dünya doğal taş rezervlerinin yaklaşık %40’ına sahiptir ve ülkemiz yaklaşık 1,6 milyar ton civarındaki görünür rezervleri ile dünya ihtiyacını bugünkü temposuyla 80 yıl karşılayacak durumdadır. Türkiye, 2005 yılı dünya doğal taş üretiminde İtalya ve İspanya’nın ardından altıncı sırada yer almıştır.

2000 yılında 186 milyon dolar olan Türkiye doğal taş ihracatı, 2006 yılında 1 milyar dolar sınırını geçmiştir. 2006 yılı değerlerine göre toplam doğal taş ihracatımız bir önceki yıla göre değer bakımından % 27 oranında artış göstermiştir. 2007 yılı ilk dokuz aylık döneme ait doğal taş ihracatı ise 914 milyon dolar olurken; ihracat yapılan ülkeler değişmemiştir. Sektöre yapılan yatırım sayısının artması paralelinde ihracat potansiyelinin artmasına olanak sağlamıştır. Özellikle işlenmiş mermer ihracatı sürekli artmaktadır. İhracatımızın %72’sini işlenmiş mermer ve traverten oluşturmaktadır. Toplam doğal taş ihracatımızın 736
milyon doları işlenmiş mermere, 244 milyon doları blok mermer, 38,9 milyon doları ise granit ve diğer sert taşların ihracatına aittir.

2006 yılında 152 farklı ülkeye ihracat yapılan doğal taş ticaretinde ABD, Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri en önemli partner ülkeler olmuştur. İşlenmiş mermer ihracatında en önemli pazar, ihracatımızın %50’sini oluşturan ABD olmuştur. Bu ülkeyi sırasıyla %8’lik payla İngiltere, %5 ile İspanya ve %3 ile Kanada takip etmiştir. Ham plaka ve blok mermer ihracatında Çin, %60’lık pay ile ilk sırada yer alırken bunu sırasıyla Suriye(%6), Yunanistan(%5), İtalya(%5), Tayvan(%4), İspanya(%3) izlemiştir.

Son yıllarda dünya doğal taş pazarında görülen üretim artışı ve piyasaya yeni üreticilerin girmesi AB doğal taş pazarını da etkilemiştir. Halen AB (15)’in dünya doğal taş üretimindeki payı %26’dır ve 2005 yılı itibarıyla AB (25) 77,8 milyar tonluk doğal taş ürünleri üretimi yapmıştır. Yarı işlenmiş taşların en büyük üreticileri İtalya (AB üretiminin %52’si), İspanya (%20), Yunanistan (%12), Polonya ve Fransa’dır. Nihai mamullerde ise en büyük üreticiler İtalya (%51), Almanya (%18), İspanya (%17), Portekiz ve Macaristan’dır. Genel olarak 2005 yılında, Avrupa’daki ara mamul üreticilerinin üretim artışı, nihai mamul
üreticilerinin üretim artışından daha iyi bir performans sergilemiştir.

AB (27) ülkeleri, 2006 yılında dünya toplam ham-blok mermer ihracatının %44’ünü gerçekleştirmiştir. En önemli ihracatçı ülke %7 ile İspanya olmuştur. Bu ülkeyi sırasıyla İtalya %5, Hollanda %3 ve Almanya %3 izlemektedir. İşlenmiş mermer-traverten grubunda ise AB ülkeleri, toplam dünya ihracatının %36’sını gerçekleştirmiştir. AB ülkeleri hala dünyanın en büyük tüketim alanlarıdır. Metrekare olarak en fazla tüketim yapan AB ülkeleri, nihai mamullerde dünya tüketim toplamının %27’sini oluşturmaktadır. İtalya ve İspanya, sırasıyla %7 ve %6’lık paylar ile dünyada tüketimi en fazla olan ilk 5 tüketici ülke arasındadır.

Avrupa’daki doğal taş tüketiminin, Avrupa inşaat sektörünün gelişmesi ve ekonomik büyümeye bağlı olarak sürmesi beklenmektedir. Euroconstruct firması tarafından yapılan tahminlere göre, Avrupa inşaat sektörü 2005 yılında 200 milyar Euro artarak 1,3 milyar Euro’ya ulaşmıştır. 2003–2005 yılları arasında pek çok Avrupa ülkesinde konut yapımı alanında (gerek yeni konutlar, gerekse yenileme ve modernleştirme çalışmaları) ciddi bir büyüme görülmüştür. 2006–2009 yılları arasında da Avrupa inşaat sektörünün yılda %2 oranında büyümesi beklenmektedir.

AB’ye yeni üye olan ülkelerde ise inşaat sektörünün bu ortalama tahmini büyüme rakamını da aşması beklenmektedir. Doğal taş sektörüne yapılan yatırımların bir sonucu olarak Almanya ve Orta Avrupa ülkelerinde doğal taş ürünlerine talebin artması beklenmektedir. Doğu Avrupa’da Polonya, Macaristan, Hırvatistan ve Slovenya gibi yerel kaynakların artan talebi karşılamakta yetersiz kaldığı ülkelerde de çok büyük bir pazar potansiyeli bulunmaktadır. AB ülkeleri, Türkiye doğal taş sektörü için önemli bir potansiyele sahiptir. İtalya, İspanya ve Almanya gibi geleneksel pazarlarımızın dışında, AB’ye yeni katılan üyeleri ile birlikte bu potansiyel daha da artmıştır.

AB’ye ihracat potansiyelimizi artıran temel etkenler;
• AB doğal taş üretiminin azalması ve üretimin AB içi talebi karşılayamaması,
• Türkiye’de AB’nin kalite standartlarına uygun üretim yapılması,
• Ülkemiz doğal taş sanayinin yeni teknolojilere daha kolay ulaşması ve buna bağlı olarak AB’ye karşı üretim kalitemizin yükselmesi,
• Firmalarımızın fiyat üzerinden rekabet edebilmesi,
• AB’de doğal taşların tüketiciler için lüks mal olmaktan çıkması, diğer zemin ve duvar kaplamaları karşısında tercih edilen bir ürün konumuna gelmesi,
• Çevre konusunda getirilen düzenlemeler ile AB ülkelerinin üretimlerini azaltmaları ve üretimlerini artırabilmeleri için yeni yatırımlara ihtiyaç duymaları olarak sıralanabilir.

AB’nin Türkiye’den gerçekleştirdiği doğal taş ithalatı incelendiğinde; 2006 yılında AB(27)’nin Türkiye’den aldığı doğal taş değeri 225 milyon dolar olurken; 2007 yılının ilk dokuz aylık dönemi içinde bu rakamın 214 milyon dolar olduğu görülmektedir. İhracat yaptığımız en önemli ülkeler; İngiltere, İspanya ve İtalya olmuştur. Bu bilgiler ışığında Türkiye’deki mevcut durum ve dünyadaki talep artış hızı göz önünde bulundurulduğunda, sektördeki firmaların üretim ve ihracat altyapılarını geliştirmeleri durumunda, AB ülkelerinde pazar paylarını artırabilecekleri görülmektedir. Ancak 2007 yılında dünya ekonomisinde başlayan finansal kriz AB ihracat pazarını, dolayısı ile mermer tüketimini olumsuz etkileyebilir.

Döviz kuru ve fiyat rekabetine dikkat edilmeli…
Son yıllarda Türk Lirasının(YTL) özellikle Amerikan Doları ve Euro karşısında değer kazanması uluslararası piyasada Türk ürünlerinin daha pahalı hale gelmesine neden olmuştur. Diğer taraftan üretim maliyetinde ağırlığı teşkil eden işçilik ve enerji (özellikle akaryakıt ve elektrik) girdilerindeki artış, üretim girdilerinin ağırlıklı olarak YTL olması, satışların dolar üzerinden yapılması ve doların YTL karşısında değer kaybetmesi gelir-gider dengesini olumsuz yönde etkilemiş üretici-ihracatçıların rekabet gücünü düşürmüştür.
Son dönemde görülen en önemli gelişmelerden biri de dünya ekonomisinin yaklaşık %20’sine hükmeden ABD pazarında yaşanan, düşük kredili mortgage kredileri ile tetiklenen finansal krizdir. Kriz ülkedeki inşaat yatırımlarının durmasına ve arz-talep dengesinin değişmesine neden olmuştur. Amerika’da yaşanan bu durumun dolar kurundaki gelişmelerle birleşince özellikle doğal taş ihracatımızda ilk sırada yer alan ABD pazarındaki traverten ve mermer ihracatımızı ciddi ölçüde etkilemesi beklenmektedir.

Yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında sektördeki firmalar, Doğu Blok’u ülkeleri, Uzakdoğu ülkeleri, Türkî Cumhuriyetler, Rusya ve Körfez ülkeleri gibi farklı pazarlara da yönelmeye başlamıştır. Dünya ekonomisi de son gelişmelerden sonra batıdan doğuya doğru, yeraltı zenginliklerinin olduğu bölgelere kayma eğilimindedir. Petrol fiyatlarının artması bu bölgelerdeki ülkelerin zenginleşmesine ve paralelinde yeniden yapılanma çalışmalarına hız vermesine neden olmuştur. Örneğin BAE’de 2012 yılına kadar yapılacak inşaat yatırımının 737 milyar dolar, Dubai’de olacak bölümün 292 milyar dolar olması beklenmektedir.
Firmalarımız da bu eğilimleri takip etmeli ve potansiyel arz eden bu pazarlarda yerlerini almalıdır. Bunun için bu pazarlardaki büyük yatırımlar, inşaat projeleri yakından takip edilmeli, pazara giriş kanalları dikkatli incelenmelidir.

Kalite, standartlar ve normlara uygunluk önem kazanacak…
Doğal taş sektöründe İtalya, İspanya gibi güçlü geleneksel üreticilerin bulunduğu AB topluluğu, son dönemde büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinde olduğundan yeni fırsatların yanı sıra birçok zorluğu da beraberinde getirmektedir. Bu zorluklar arasında ambalaj, standartlar ve çevreye uyumla ilgili değişiklilikler yer almaktadır. Bu ülkelerdeki mevzuat konusundaki yenilikler, Söz konusu ülkelerle ilgili mevzuat bilgilerine (http://www.cbı.eu), (http://export-help.cec.eu.int), (http://epp.eurostat.cec.eu.int ) (http://www.euroroc.net ) web sitelerinden ulaşılabilir.

Doğal taşlar konusunda son dönemdeki bir diğer önemli gelişme de 89/106/EEC sayılı “İnşaat Malzemeleri Direktifi” kapsamındaki CE işareti uygulamasıdır. Yönetmelik 08.06.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, zorunlu uygulama için 01.01.2007 tarihi öngörülmüştür(http://www.dtm.gov.tr). Söz konusu yönetmelik (http://www.tse.org.tr/) adresinden incelenebilir. İlgili yönetmelikle iç ve dış cephelerde; yer ve duvar kaplaması amacı ile kullanılan mermer ve diğer doğal taşlarda CE İşareti alması zorunluluğu getirilmiştir. Direktif, binalar ve sivil mühendislik işleri de dahil, inşaat işlerinde daimi olarak kullanılmak amacıyla üretilen her türlü ürünün kapsamına girdiği “inşaat malzemelerine” uygulanır.

Üretimde verimlilik ve nitelikli eleman sayısı artırılmalı…
Gelişmiş ülkelerin ekonomik olarak güçlü ve üstün olmasındaki en büyük etkenlerden birisi de bu ülkelerin doğal taş kaynaklarından en iyi şekilde yararlanmalarıdır. Dünya mermer ticaretinde, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin paylarının miktar ve değer olarak çok yüksek olması, bu durumu çok iyi yansıtmaktadır. Firmalarımız doğal taşların tükenebilir bir malzeme olduğunu unutmamalıdır. Bu nedenle doğal taş rezerv miktarları, kalitesi ve özellikleri bilimsel metotlar kullanılarak tespit edilmeli, üretim ve pazarlama faaliyetleri bu veriler esas alınarak planlanmalıdır.

Firmalar üretimin planlanması aşamasında doğru fizibilite araştırması yaparak, uygun sermaye ve teknolojik donanım ile işe başlamalıdır. Özellikle üretim aşamasında doğal kaynaklarımızın ve işgücümüzün ziyan olmaması için son teknolojik gelişmeler yakından izlenmelidir.

Üretimde gelişmiş teknoloji kullanımı sektöre önemli katkılar sağlayacaktır. Mermer sektöründeki eğitim ve öğretimin, sektörün gereksinim ve beklentilerini karşılayacak biçimde düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda sektörde çalışan mühendis, teknisyen gibi teknik donanımlı yöneticilerin kendi mesleki eğitimlerinin yanı sıra dış ticaret, gümrük ve kambiyo mevzuatı, uluslararası pazarlama teknikleri ve marka tasarımına kadar dış ticaretle ilgili her konuda eğitim almaları faydalı olacaktır.

Sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar, sektörün gelişmesi için bazı çalışmalar başlatmıştır. Bunlar arasında Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin İzmir, Afyon ve Denizli’de gerçekleştirmek istediği 4 proje bulunmaktadır.

Söz konusu çalışmalar proje aşamasında olup; Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan onay beklemektedir.
• Afyon’da doğal taş analiz laboratuarı ve mermer ihtisas gümrüğü kurulması,
• Denizli’de sektörün ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere mermercilik okulu kurulması
• İzmir’de EXPO 2015 adaylığına hazırlık aşamalarına katkıda bulunmak için kentin ana arterlerine yerleştirilmek üzere mermer heykeller yapılmasıdır.

Mermer KOBİ’leri büyümeli, yeni kümelenme modelleri uygulanmalı…
Sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın doğru meslek örgütlenmesiyle birleşmesi, uluslararası piyasalardaki hem fiyat hem de kalite konusunda istikrarın sağlanmasına olanak sağlayacaktır. Günümüzde mermer sektörü, daha çok işgücüne ve sermayeye dayalı niteliktedir. Bu nedenle madenciliğin, büyük ölçekli sermaye ve teknolojik donanım yönünden güçlü kuruluşlarca sürdürülebileceği göz önünde bulundurularak, sektörde ortalama firma ölçeğini büyütmeye yönelik tedbirler alınmalıdır.

Türkiye’de mermer sektöründe çok sayıda küçük ve orta büyüklükte işletme mevcuttur. Özellikle Afyon, Denizli, Burdur, Muğla, Diyarbakır ve Elazığ’da mermer sektöründe irili ufaklı çok sayıda firma faaliyet göstermektedir. Bu işletmelerin, bir birlik, dernek veya kooperatif olarak örgütlenmeleri ve kurulan derneklerin aktif olarak çalışması sektör için son derece faydalı olacaktır. Aynı zamanda uluslararası rekabetin hızla arttığı günümüz dünya ekonomisinde, küçük işletmelerin tek başına üstesinden gelemeyecekleri problemlerin çözümünde de örgütlenmenin büyük faydası görülmektedir. Sektörde çalışan KOBİ’lerin yeni kümelenme modelleri uygulayarak büyümeleri; özellikle ihracata yönelik çalışmalarda, ihracat işlemlerinin, gümrükleme, nakliye, sigorta gibi faaliyetlerinin daha etkin olarak
gerçekleştirilmesini ve ihracata yönelik daha güçlü bir pazarlama imkânını sağlayacaktır.

Uygun pazarlama stratejisi seçilmeli…
Dünya doğal taş pazarındaki rakiplerimiz İran, Çin, Hindistan, G. Amerika’dan bazı ülkeler ve İtalya, İspanya gibi geleneksel üstünlüğü olan ülkeler iyi analiz edilmelidir. Rakiplerimiz hakkında yapılacak doğru analizler ışığında, en uygun pazarlama stratejisi oluşturularak dünya ticaretindeki payımız artırılabilir.

Ülkemizin, AB ülkelerine doğal taş sektöründe ihracat potansiyeli olup; bu potansiyelin daha iyi kullanılabilmesi için firmalarımızın bu pazarları iyi tanıması, bu ülkelerde pazarlama çalışmalarının yoğunlaştırılması ve pazarlama yöntemlerini geliştirmesi gerekmektedir. Firmalarımızın yurt dışı pazarlamada, tek pazar anlayışı terk ederek çok yönlü, çok pazarlı yaratıcı pazarlama anlayışını benimsemelidir. Aynı zamanda AB ülkelerine ihracat yaparken, ülkeyi tek bir pazar değil 27 ülkeden oluşan büyük bir hedef pazar olarak değerlendirmeleri yararlı olacaktır.

Farklı dağıtım kanalları kullanılmalı…
Doğal taş sektörü ile ilgili farklı ticaret kanalları hakkında bilgi sahibi olmak potansiyel müşterileri belirlemek açısından yardımcı olacaktır. İthalatçılar toptancılar, bayiler, işleme firmaları ve perakendeciler pazara girişte kullanılabilecek farklı kanallardır. Doğal taş pazarı, açık, rekabetin yüksek olduğu, fiyatların düştüğü bir pazar olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle ithalatçılar belli bir tedarikçiye bağlı olmak yerine esnek karar alabilecekleri bir yapıyı tercih etmelidir. AB’deki olası dağıtım kanalları toptancılar, ihracatçılar
ve perakendecilerdir. İhracatçılarımızın fuarlar ve firma ziyaretleri aracılığı ile seçilen dağıtım kanalı ile düzenli ilişki içinde olması önemlidir. AB’li ithalatçılar genellikle kalite ve teslimatta sorun yaşamamak için uzun dönemli ilişkiler kurmayı tercih etmektedirler.

Firmalarımızın uluslararası pazarlama becerilerini geliştirmek için ihracata yönelikdevlet yardımları arasında yer alan yurtdışı fuarlara katılım desteği, yurtdışında ofis, depo ve mağaza açma desteği, pazar araştırması ve pazarlama desteği, ar-ge, marka, çevre ve eğitim desteklerini daha etkin ve sık kullanmak yönünde çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Bu destekler ile ilgili detaylı bilgilere Dış Ticaret Müsteşarlığımız (www.dtm.gov.tr) web sitesinden ulaşılabilir.

Kaynak: http://www.igeme.gov.tr

  Sayfayı Yazdır Geri Dön